cengiz.aktas73.sitemynet.com
Erzurum

İlimiz Erzurum
Çetin Baydar
Tarih
İz Bırakanlar
Pencere
İş ve Ticaret
Turizm
Önemli Günler
İslâm
Sanat
Meydan
Kültür
Görüşler
Yayınlar
Medya
Duyuru Hattı
E-vatandaş
Haberler
Adresler
Sunum

İz Bırakanlar



Erzurum

Nene Hatun kimdir?

* TBMM, 8 kasım 1877'de Aziziye Tabyası'nı kahramanca savunan Erzurumlu Nene Hatun'a (Kırkköz) 1953 yılında Vatani Hizmet Tertibi'nden 170 lira maaş bağladı.

Erzurum'un Nenehatun köyünde 1857'de doğdu. 20 yaşında, 1877 - 78 Osmanlı - Rus Harbi'ne katıldı. Elinde baltasıyla erkeklerle savaşıp, ozellikle Aziziye Tabyaları'ndaki savaşlarda halka öncülük etti. 1995'te Nenehatun köyünde oldu. Ayni yıl Anneler Annesi seçildi.
22 Mayıs 1955 günü Erzurum'da zatürreden vefat etti ve Aziziye Şehitliğine gömüldü.

ŞEYHÜLİSLAM MUSA KAZIM EFENDİ

1858 yılında Tortum ilçesinin Pehlivanlı köyünde doğmuştur. Balıkesir'de başlayıp Konya'da devam ettirdiği medrese tahsilini İstanbul'da tamamladı. Mektep-i Sultani'de Darülmuallimin de ve Darülfünun da hocalık yaptı. Meclis-i Ayan üyesi iken, 1910 yılında Şeyhülislamlığa getirildi. Dinler tarihi konusunda makale ve çevirileri vardır.

ŞÜKRÜ PAŞA

1857 yılında Erzurum'da doğmuştur. Henüz ilkokul sıralarında iken çalışkanlığı ve üstün kabiliyeti ile dikkati çekmiştir. Fransızca, Almanca ve İngilizce bilmektedir.

Yine genç yaşlarında Matematik dalında bir kabiliyet olduğu kanıtlanmıştır. Aynı zamanda Darüşşafaka'da öğretmenlik yapmıştır. Yetiştirdiği gençler arasında Salih Zeki gibi değerlerinde bulunduğu görülmektedir.

Mesleği olan askerlikle ilğili ilmi ve fenni eserler vermiş, hakkı teslim edilen kılıcı ile seçkin bir komutan olmuştur.
Şükrü Paşa Çanakkale'de görevli iken, Balkan savaşı'nın çıkması üzerine Edirne müstahkem mevkii komutanlığına getirilmiştir.

1912'deki Birinci Balkan Harbinde Edirne'yi kahramanca savunmuş dost ve düşman herkesin takdirini kazanmıştır. 1915 yılında ölen Şükrü Paşa'nın naşı, Müttefik kuvvetler komutanlarının katılmasıyla büyük bir askeri tören düzenlenerek İstanbul'da toprağa verilmiştir.

RÜŞTÜ PAŞA

Rüştü paşa, 1872 tarihinde Erzurum'da doğdu. 1893'de harp okulu'nu topçu subayı olarak bitirdi. Balkan savaşına katıldı. 1.Dünya savaşında Kolordu topçu komutanlığı, 9.Kafkas Tümeni komutanlığı yaptı.

Kurtuluş Savaşı'nda 3.Kafkas Tümen Komutanlığı görevinde bulundu ve 1921 yılında genarelliğe yükseldi. Daha sonra 9.Kafkas Tümeni komutanlığına atandı. Bilahare 9.Kolordu komutanlığına atana Rüştü paşa, bu görevdeyken Ağusto 1923 tarihinde Erzurum milletvekili seçildi.

Halk fıkrası meclis grubunda yer alan Rüştü paşa adının İzmir suikastine karışması dolayısıyla 1926 yılında idam edildi.

ÖMER NASUHİ BİLMEN

1884 yılında Erzurum'un Salasor köyünde doğdu. Küçük yaşta babasını kaybeden Bilmen amcası Hilmi efendinin himayesinde büyüdü. Tahsilini amcasından ve Erzurum müftüsü Narmanlızade Hüseyin Hakkı efendinin yanında yaptı.

Hocalık vazifesine 1928 yılında Darül-hilafetül Aliye medresesinde Fıkıh müderrisliği ile başladı. Daha sonra Mahkeme-i Temyiz Şeriye dairesi Heyet-i Telefiye azalığına müteaakiben Meclis-i Tetkikiye-i Şeriye azalığına, oradan da İstanbul Fetvahanesi Müsetviliğine tayin edildi.

1943 senesinde İstanbul müftülüğüne getirilen Bilmen 17 yıl bu görevde kaldı. 1960 senesinde Diyanet işleri başkanlığına getirildi. Darüşşafaka lisesinde öğretmenlikte yapan Bilmen, İstanbul yüksek İslam enstitüsünde uzun yıllar kelam dersleri okutmuştur.

İslami edebiyatla ve şiirlede yakından ilgilenen bilmen daha çok İslam ahlakı, İslam Fıkıhı, Tefsir ve Hadis konularında da eserleri bulunmaktadır. Son devrin yetiştirdiği bu büyük din alimi 12 Ekim 1971 tarihinde vefat etti.

Eserlerinden bazıları:

Hukuk-ı İslamiye ve İstilahat-ı Fıkıyye kamusu
Kuran-ı Kerim'in Türkçe meali alisi ve tefsiri
Büyük İslam ilmihali
İlmi Tevhit
Yüksek islam ahlakı
Nushetü-l ervah
Muvazzah ilm-i Kelam

ALVAR İMAMI MUHAMMET LÜTFİ EFENDİ

Alvar İmamı Hacı Muhammet Lütfi Efendi 1869 yılında Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Hüseyin efendi, annesi Seyyide Hatice hanımdır.

Tahsilini babası Hacı Hüseyin efendi'nin yanında tamamlayan Muhammet Lütfü Efendi 1893 yılında Hasankale'nin Sivaslı Camiine imam olarak tayin edilmiş, bilahare babası ile birlikte Bitlis'e giderek Hacı Pir-i Küfrevi Hazretlerinin dergahına intisap etmiştir.

Daha sonra Erzurum'a dönen Muhammet Lütfi efendi Erzurum'un Dinarkom köyünde imam olarak görev yapmış, 1. Cihan savaşı başlangıcında Erzurum'a dönmüş, bir müddet de Tercan'ın Yavi nahiyesinde hizmet vermiştir. Kurtuluş şavaşında müfrezeler kurark savaşa iştirak etmiştir. 1939 yılına kadar Alvar köyünde oturan Muhammet Lütfü Efendi Erzurum'a gelerek Mehdi efendi mahallesinde ikamet etmiştir.

Kendisini ziyaret gelen herkese daima hüsn-i zan etmeyi hiç kimseyi incitmemeyi, hiçbir ferdi hor görmemeyi ve alırken-satarken insaflı olmayı salıklar, şarhoşları dahi huzuruna kabul eder, fasik, salih diye ayırım yapmaz, herkese teveccühte bulunur ve taltifleri ile memnun ederdi. Muhammet Lütfü efendi kimsenin kalbini kırmamış bir İnsan-ı Kamil idi.

Şairliği de olan Muhammet Lütfü efendi'nin birçok şiirleri vardır.
Erzurum destanı
İnsan sevgisi
Özlem- Ramazan
Dünya görüşü
Maniler ve Ferdler
Mevlayı sevmek, şiirlerinden bazılarıdır.

1956 yılında Erzurum'da vefat etmiştir.

Müştâk Baba

.....
Müştâk Efendi, İstanbul'a oradan daMuş'a giderek insanlara ilim öğretmeye devâm etti. Ayrıca, Erzurum'a da uğradı. Orada bir çilehânesi vardı. Çok talebe yetiştirdi. Kendilerine icâzet, diploma verdiği talebelerinin en meşhûrları şunlardır: Oğlu Hacı İbrâhim Edhem Bâbâ Efendi, İstanbul'da Etyemez'de Gümüş Baba Dergâhı şeyhi Seyyid Sa'dullah Efendi, Erzurum'da İbrâhim-i Edhem Efendi, İstanbul Haseki'de Başmak Şerif Dergâhı şeyhi Musullu Baba Efendi, Mehmed Celâl Paşa, Ahmed Cemâl Paşa ve başkalarıdır.
......

HÜSEYİN AVNİ ULAŞ

1887'de Erzurum'un Kümbet köyünde doğdu. İstanbul Vefa lisesini bitirdikten sonra girdiği İstanbul hukuk fakültesinden 1912 yılında mezun oldu.

İstanbul'da avukat iken 1914'de Askere alınıp yedek subay Tegmen ve Üstteğmen olarak 50.Alay 3.Bölüğünde Ruslara karşı savaştı. 1918'de Bitlis ve Kars'ın kurtuluşuna katıldı. Kasım 1918'de terhis edilince Kars'ta "Milli İslam şurası" kurucularına fahri hukuk müşavirliği yaptı. Erzurum'a gelince Maliye-Hukuk müşavirliğinin yanı sıra Vilayat-ı Şarkiye Müdafa-i Hukuk-ı Milli cemiyeti Erzurum şubesi kurucuları arasında yer aldı.

Erzurum kongresine Beyazıt mümessili seçildi. Kongrede "Elviye-i Selase" üzerine "Rapor" hazırlayanların başında idi.

Erzurum'dan son Osmanlı meclisi mebusanına seçilip Milli Misak'ı imzaladı. Son TBMM 1. Dönem milletvekilliğine seçildi.

O'nun ülkemizde tanınmasının sebebi, 1.Meclisimizde çok delilli ve açık sözlü konuşmalarıdır. 1.Mecliste bu yüzden iki defa "Meclis re'is vekili" seçildi. 2.Meclise seçilemedi. İstanbulda avukatlığa başladı ve "Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası" İstanbul idare heyetinde çalıştı. Bu yüzden "İzmir Suikasti" zanlısı olarak İstiklal Mahkemelerinde yargılandı ve mahkeme sonunda beraat ettikten sonra tekrar tekrar avukatlığa başlayan Hüseyin Avni Ulaş, 1939'da İstanbul 5.Noteri tayin edildi.

1945'te ünlü iş adamı Nuri Demirağ'ın kurduğu "Milli Kalkınma Partisi" idare Heyetine katıldı. "Mes'uliyet" adlı haftalık gazetede, ülkeye çok yararlı yazılarını yayınladı.

23 Şubat 1948'de İstanbul Kandilli'de vefat etti.

KAZIM YURDALAN

1883 yılında Erzurum'da doğdu. 1900 tarihinde girdiği harp okulundan 1902'de Piyade Teğmen'i olarak mezun oldu ve 4. Ordu emrine atandı. 27 Şubat 1909 tarihinde Jandarma sınıfına nakledilerek Muş ili Jandarma bölük komutanlığına atandı. Yurdalan, 13 Nisan 1912 tarihinde Yüzbaşı rütbesine yükseltilerek Trabzon Jandarma alayı Hatina bölük komutanlığına 8 Agustos 1913 tarihinde de Erzurum Jandarma alayı merkez bölük komutanlığına atanmıştır.

1.Cihan savaşında Erzurum savunmasında Kargapazarı muharebesinde ve Erzurum'un düşman eline geçmesi sonucu Tercan Hebek dağı muhaberesindeki hizmet ve fedakarlığına karşı 25 Mayıs 1916 tarihinde Binbaşı rütbesine yükseltilmiş, ayrıca savaşta müttefikimiz olan Avusturya Macaristan İmparatorluğu tarafından da Askeri liyakat sahibi ile askeri harp nişanı verilmek suretiyle mükafatlandırılmıştır.

21 Aralık 1916 tarihinde 3.Ordu komutanlığınca Trabzon Jandarma alayı komutanlığına vekaleten atanmıştır. Bu görevi süresince Postoncu Rumlara karşı ciddi bir mücadele veren Yurdalan, Ferit Paşa hükümetince re'sen emekli edilmiştir. Bunun üzerine 1919 tarihinde Erzurum'a gelerek Süleyman Necati ve Hüseyin Avni beyler ile Erzurum Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurmuştur.

Erzurum kongresine Mustafa Kemal Atatürk ve Rauf Orbay'ın üye olarak girmelerini sağlamak için Cevat Dursunoğlu ile beraber Erzurum üyeliğinden istifa etmiştir. Sonradan kongreye Tortum üyesi olarak katılmıştır. Erzurum Kongresinden sonra silahlı kuvvetlerde görev almış 29.Piyade Alay komutanı olarak Kars ilinin düşmandan kurtarılmasında gösterdiği başarıdan dolayı 1920 tarihinde Yarbay rütbesine yükseltilmiştir ve istiklal madalyası ile ödüllendirilmiştir.

1935 yılından 1945 yılına kadar değişik hizmetlerde bulunan Yurdalan, 1945 yılından 1950 yılına kadarda Erzurum belediye başkanlığı görevinde bulunmuştur.

13 aralık 1962 yılında İstanbul deniz hastanesinde vefat eden Yurdalanın kabri vasiyetnamesindeki isteği üzerine bilahare Erzurum şehir mezarlığına nakledilmiştir.

Mezar taşında yazılı olan "İnkilapçının maddi varlığı içinde yaptığı toprak olmalıdır" Cümlesi yaşamının açık ve seçik aynasıdır.

SOLAKZADE SADIK EFENDİ

Solakzade Efendi diye anılan müftü Muhammet Sadık efendi 1881 yılında Erzurum'da doğdu. Erzurum müftüsü Hamit efendinin oğludur. Hamit efendinin babası "Büyük hoca" ismiyle bilinen Müftü Solakzade Ahmet Tevfik Efendi'dir.

Tahsilini babasından, bilhassa dedesinden tamamladıktan sonra 1917 yılında Erzurum müftüsü oldu. Bu vazifeye gelmeden önce iki yıl müftü naipliği yapmıştır.

I.Cihan harbi sırasında yedek subay olarak Erzurum müdafasına iştirak etmiştir. Erzurum'un işgalinden sonra ailesiyle muhacir olarak İstanbul'a gitmiştir. Harbin sona ermesiyle tekrar Erzurum'a dönerek müftülük görevine devam etmiştir.

Tahsil çağından beri kafasında taşıdığı; Mevlana, Hafız, Şeyh Sadi-i Şirazi'den başka dilinden düşürmediği İbrahim Hakkı, Hazık Efendi, Emrah ve divan şiirlerinden Nedim, Nefi, Fizuli ve pek çok beğendiği Yenişehirli Avni bey divanında da birçok yerleri ezbere bilirdi.

Solakzadenin edebiyata ve şiire karşı büyük alaka duyduğu ve kendisinin birçok şiirinin olduğu rivayet edilmektedir.

Hadis, Tevsir, Kelam, Sarf, Nahiv, Beyan, mantık ve islami ilimlerin büyük dallarında yetiştirdiği birçok talebeleri vardır.

Solakzade Sadık efendi 1960 yılında Erzurum'da vefat etti. Kabri Erzurum asri mezarlığındadır.

CELALETTİN ARİF BEY

Erzurumlu Mehmet Arif beyin oğludur. 1875'te doğan Celalettin Arif bey, Soğukçeşme Askeri rüşdiyesi ve Mekteb-i Sultani'yi bitirdikten sonra, Fransa'da hukuk ve siyasal bilgiler ögrenimi gördü. 1901'den 1908'e kadar Kahire'de avukatlık yaptı. 1908'de İstanbul'a dönerek Hukuk ve mülkiye mekteplerinde Anayasa hukuku dersleri okuttu. Osmanlı Ahrar Fıkrasının kurucuları arasında yer alan Celalettin Arif bey Osmanlı Meclis-i Mebusanına, İstanbul temsilcisi olarak katıldı. 16 Mart 1920'de İstanbul'un işgal edilmesi üzerine Anadolu'ya geçerek Milli mücadele saflarında yer aldı. 23 Nisan 1920'de açılan TBMM'nin 2. Başkanlığına seçildi. Adliye vekilliği ve Roma temsilciliği görevlerinde de bulunan Celalettin Arif bey 1930'da Paris'te vefat etti.

HOCA RAİF EFENDİ

1847 yılında Erzurum Murat paşa mahallesinde doğdu. Erzurum'da ilk ve Rüşdiye'yi okuduktan sonra, Yetim Hoca medresesi'ne devam etti. İstanbul Nüvvab mektebi'ni bitirince Redif askeri oldu. Sırasıyla İspir, Dogubayazıd, Bitlis, Urfa ve Gümüşhane Naibi(Kadı vekili, Kaza kadısı) oldu. İstanbul'da geçici bir vazife ile bulununca, İttihad ve Terakki fıkrası'na girdi. Bir süre sonra Erzurum kadısı tayin edildi. Nisan 1913 de II. Osmanlı Erzurum mebusu seçildi. III. Mecliste de aynı sıfatı kazandı. 1918'de İstanbul'da Vilayet-i Şarkiye Müdafa-i Hukuk-i Milliye cemiyeti kurucularından oldu. 23 Temmuz Erzurum kongresi sonunda Temsil heyetine seçilip Erzurum adına Sivas kongresine katıldı ve yeni Temsil heyetine Erzurum adına seçildi. Hoca Raif efendi 1927'de Zonguldak, 1942'de Rize'de, 1946'da da Erzurum milletvekili seçilmiştir. 3 Ekim 1949'da Ankara'da vefat etti.

KANTARCIZÂDE HACI MUSTAFA

Kantarcızâde Hacı Mustafa (Hacı Mustafa Kantarcıoğlu) 1305 (1889) yılında Erzurum'da doğmuştur. Babası Mehmet Efendi ve amcası Mutan Ağa, 93 Muhabereleri'nde (1877-1878) Gazi Ahmet Muhtar Paşa'ya yardım eden heyetin üyeleridir. Ağabeyisi Miralay Ali Paşa'dır.
30 Nisan 1325 (1909) tarihinde Hadd (sınır) Pasaport Memuru unvanıyla devlet hizmetine başlamış, aralıksız hizmet görmüş, Cumhuriyet döneminde Vilayet Maiyyet Memuru (Makam Polisi) olmuş, aynı görevde iken 2388 no'lu kanuna göre elli yaşını tamamladığı için 30 yıl 3 ay 4 gün devlet hizmeti yaptıktan sonra 1 Ağustos 1939 tarihinde 31 lira 68 kuruşla emekli olmuştur.

Rus ve Ermeni işgalinde Müslüman mahallelerinden Yeğenağa, Gülahmet, Kemhan ile Dervişağa Camileri'nde İmamlık yapmıştır. 12 Mart 1918'de Erzurum'un Ermeni canilerinden temizlenmesinden sonra Fırka Kumandanlığı'nca Vali olarak tayin edilen Yüzbaşı Recep (Recep Peker) tarafından şehrin Emniyet Müdür Vekilliği'ne getirilmiş olan Kantarcızâde Hacı Mustafa 18 Nisan 1969 tarihinde vefat etmiştir .

İSMAİL GÜRCAN

1903 yılında Erzurum'a bağlı Alaca köyünde doğdu. Çok yönlü aydın ve sanatçı kişiliğiyle halkından kopmamış, halıkının arasında kend kendini yetiştirmiş bir kültür adamıydı. Çocuk denecek yaşta Ermenilerin Erzurum'da uyğuladıkları mezalime tanık olmuş ve bu mezalimin bütün acılarını yaşamış olan Gürcan, bu konuda araştırma yapan bilim adamalarına kaynaklık etmiştir. Derin bir tarih, sanat ve İslam kültürüne sahip olan Gürcan, sohbetleriyle de uzun yıllar çevresini aydınlatmıştır. Erzurumluların "İsmail Emi" olarak adlandırdığı Gürcan 1989'da Erzurum'da vefat etti.

EMEKLİ VALİ BARAN BARAN

1893 yılında Erzurum'un Pasinler ilçesinde doğdu. Babasının adı Salim, annesinin adı da Zeliha'dir.Kendisinin ailesi tarafından Ebubekir Sami olarak anıldığı bilinmektedir. İki yaşındayken ailesi Istanbul'a yerleşti.

Tahsil hayatının sonucunda Balkan Harbi'ne gönüllü katılmış. Cesitli bölgelerde nahiye müdürlüğü yapmiş, 18 Mayis 1918'de de Izmir'in Nif (Mustafa Kemal Paşa) kaymakamlığına tayin edilmiştir. Bu sırada miralay Mesut PİROGLU'nun kızı Fatmatüzzehra ile evlenmiştir. Hanımı evlendiği sırada Istanbul Paşabahçe Kız okulu müdiresi görevinde bulunmaktaydı.

Daha sonraları Çankırı Valiliğine tayini çıkınca her bölgede gösterdiği gayretlere benzer içme suyu tesisleri gibi değerli çalışmalarıyla geriye önemli izler bırakmıştır. Maraş Valisi olduğu bir sırada bir gece evine gelirken yolda sarhoşluktan yerlere düşe kalka gitmekte olan üç kişiye rastlar. Kendisi otomobilden inerek şöforuna bunları Eloğlu'nda bir tepeye birakıp dönmesini söyler. Ertesi sabah sarhoş kişiler ayıldıklarında önce şaşırırlar sonra yürüyerek Maraş'a kadar gelirler. Bu olaydan sonra Maraş'da içki içenlerin sayısında önemli bir şekildeazalma olur. Yozgat Valisi iken Ebubekir Sami, Atatürk'ün bir Anadolu gezisine çıkacağına dair haber alır. Yozgat bu gezi listesinde bulunmamaktadır. Kırşehir'den ayrılan Gazi'nin otomobili kara saplanınca, oradan geçen bir çobana nerede olduklarını sorar... Çoban bu dağların Baran Dağları olaral anıldığını ve kervan geçmez kuş uçmaz yerler olduğunu söyler. Bunun üzerine Gazi yanında bulunan Afet Hanım'a şahika anlamına gelen bu kelime ile ilgili "Baran kimdir?" diye sormuş. "Sizden baska kim olabilir ki?" cevabını almıştır. Bir süre sonrasında Gazi donma tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını anlamış... Bu arada yolları açtıran Vali Ebubekir Sami, burada Gazi'nin kara saplanan otomobili ile karsılaşınca Yozgat Valisi olarak kendisini tanıtmıştır. Yolların açık olduğunu bildirince, Gazi Vali Ebubekir Sami'ye "hareket ediniz..." emrini vermiş ve otomobilinde Afet Hanim'a "işte Baran budur..." demiştir. Atatürk tarafından evinde ziyaret edilen Yozgat Valisi Ebubekir Sami'ye BARAN BARAN ismini de vermiştir. Bu durum okul ders kitaplarında ve Gazi'nin notları arasında yer almıstır. Atatürk'ün en çok sevdigi yemek olan çerkez tavuğunu da Vali BARAN BARAN'in hanımı Fatümatüzzehra tarafından yapılmış "hasır üzerinde de olsa ben sizin evde kalacağım..." sözüyle Gazi evlerinde misafir olarak kalmıştır.

CEMAL GÜRSEL

4.CUMHURBAŞKANI
GÖREV SÜRESİ :
27 MAYIS 1960 - 28 MART 1966

1895 yılında Erzurum'da doğdu. İlk öğrenimini Ordu ilinde yaptı. Daha sonra öğrenimini Erzincan ve İstanbul'da askerî öğrenci olarak sürdürdü.
1915-1917 yıllarında Topçu Subayı olarak Çanakkale Savaşlarına katıldı. Filistin ve Suriye cephesinde bulundu.
Türk İstiklal Harbinin Batı cephesindeki bütün savaşlarına katıldı. 1929 yılında Harp Akademisi'ni bitirdi.
1946 yılından itibaren Orgenerallik rütbesi dahil çeşitli general rütbelerinde hizmet yaptı. 1958 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atandı. Bütün bu görevleri sırasında meslekî bilgi ve karakteri ile ordunun ve halkın sevgisini ve güvenini kazandı.
27 Mayıs 1960 harekâtının lideri olarak kabul edildi. Yeniden demokratik düzene dönülmesinde ve 1961 Anayasası'nın hazırlanmasında önemli rol oynadı. Halk oyuna sunulan ve kabul olunan bu Anayasa gereğince, 10 Ekim 1961 tarihinde yapılan seçimlerden sonra teşekkül eden Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin dördüncü Cumhurbaşkanı olarak seçildi. 1966 yılında başlayan rahatsızlığının devamı ve görevini engellemesi üzerine, Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanlığı görevi sona erdi. 14 Eylül 1966 tarihinde vefat etti.

Fethullah Gülen

1942 yılında Erzurum'da doğdu. 1968 yılında Izmir merkez vaizi oldu. Aynı yerde Imam Hatip ve Ilahiyat Öğrenci Yetiştirme Derneği Kestanepazarı Kur'an Kursu'nda öğreticilik yaptı. Bu dönemden başlayarak çok sayıda eğitim ve hayır kurumunun organizasyonuyla ilgilendi. 19 Ocak 1994'te kurulan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nin kurucuları arasında yer aldı. Toplumsal uzlaşmanın sağlanması ve Islam'ın hoşgörülü tavrını anlatmak için yurt içinde ve dışında değişik kurum ve kişilerle diyalog arayışı içinde oldu. Türk Dünyası başta olmak üzere bir çok ülkede okullar açtı ve Türk kültürünü anlatma çabası içinde oldu. Halen sağlık nedenleriyle ABD'de bulunuyor.

Fethullah GÜLEN

RECEP AKDAĞ

ERZURUM - 1960, Yahya - Zekiye - Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi - İngilizce - Prof.Dr., Öğretim Üyesi - Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Atatürk Üniversitesi Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı - Evli, 5 Çocuk.

Arif Sağ

1945 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Dağlı köyünde dünyaya gelen Sağ, küçük yaşlarından itibaren saz çalmaya başlar... İstanbul'a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti'nde Nida Tüfekçi' nin öğrencisi olur. Müzikal altyapısını kısa zamanda oluşturmayı başarır. 1960 ve 70'li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. (Bu arayış bugünde devam etmekte...) Arif Sağ'ın, bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamalarına ağırlık verdiği söylenebilir. 60'lı yılların sonunda TRT Kurumuna (İstanbul Radyosu) bağlama sanatçısı olarak başladığı yıllarda Sağ'ın piyasadaki faaliyetleri de devam etmektedir. 45'lik plak dönemi olarak adlandırılan ve yaklaşık 20 yıl devam eden bu sürecin en parlak simalarındandır Arif Sağ...

Çeşitli sanatçılara bağlamasıyla eşlik etmesinin yanında, yine bu dönemde bestelerini de pek çok sanatçıya okutur. Bununla birlikte kendi çalıp okuduğu plakları da vardır. Yapılan müzik bugünkü terminolojiyle bir tür arabesk-fantazi benzeridir; bestelerinde ise yerel motifleri(yer yer pasajları) çok sık kullanır. Bu da onun halk müziğinden kopamadığı gerçeğinin bir başka göstergesidir. 1976 yılından itibaren Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda (İTÜ) öğretim görevlisi olarak çalışamaya başlayan Sağ, bu görevinden 1982 yılında ayrılarak özel çalışmalara ağırlık verdi. Bir çok ünlü sanatçıya kaset çalışmalarında yardımcı olur. Bu özelliğinin yanında 10'dan fazla kasette sanatçı olarak da ayrıca yer alır. "Muhabbet" serisi, "Resital I ve II", "İnsan Olmaya Geldim", "Halay", "Duygular Dönüştü Söze" albümlerinden bazılarıdır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi halk sanatçılarının tümü anonim bir karakter taşır. Özellikle müzik alanında kişisel renklere ve üstün yeteneklere çok rastlanmasına rağmen, bağlama çalgısında bir ekol yaratan sanatçı sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. İşte bunlardan birisi ve -şimdilik - sonuncusu Arif Sağ'dır. Bağlamaya teknik bakımdan hakim olduğu kadar Arif Sağ'ın icrası yerel tavırlar, repertuar ve duygu bakımından da zenginliklerle doludur. Bu albümle Arif Sağ'ın bağlamasından çıkan sihirli seslerin dünyasında kısa bir yolculuk yapmak mümkün olacaktır...

M. Çetin Baydar

M. Zeki KURNUÇ

21.4.1954 tarihinde Erzurum'da doğdu. Hasankale'nin Kumuç köyünden Nuri Kurnuç'un oğlu olup dedesi İsmail Ağa'dır. İlk, orta ve lise tahsilini Erzurum'da yaptı.Erzurum Lisesinden mezun olduktan sonra, Erzurum Yabancı Diller Yüksek Okulunun İngiliz Dili Bölümünde öğrenime başladı. Yüksekokula devam ettiği süre içerisinde Halk Eğitim Merkezinde Bestekar
Hüseyin ERBAY'dan, daha sonra Halk Türküleri ve Halk Oyunları Derneği'nde Kemani Zeki ERDAL'dan "Türk Musikisi Nazariyat ve Keman" dersleri aldı. 1977-1980 yıllar arasında Erzurum Musiki Demeğinde Koro Şefi Kiyasettin TEMELLİ'den "Türk Sanat Müziği Makam ve Usulleri" ile ilgili dersler aldı. Bilahare aynı dernekte idarî görevler ve koro Şef yardımcılığı yaptı. Dernek çalışmaları dışında TRT Erzurum Radyosuna İstisna Akitli korist ve solist olarak devam etti. 1980 yılında öğretmenlik ve memuriyet görevlerinden ayrılarak, radyoda Türk Sanat Müziği uzmanı olarak göreve başladı. 1981 yılında Türk Sanat Müziği Servis şefliğine, 1985 yılında ise Müzik Yayınlar Şube Müdürlüğüne atandı. 10.8.1995 tarihine kadar asli görevinin yanı sıra "İcra Denetleme Kurulu Üyeliği", çeşitli Türk Halk ve Türk Sanat Müziği yarışmalarından jüri başkanı olarak görev yaptı. Aynı tarihler arasında "Yöremizde Yetişen Bestekarlar", "Arşivden Sizin için Seçtiklerimiz" ve Türk Sanat Müziği Dinleyici İstekleri" programlarını hazırladı. "Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti" tarafından hazırlanan "Radyo-Program Yayıncılığı" dalında 1988 yılı "Gazetecilik Basın Ödülü" aldı. 10.8.1995 tarihinden itibaren "Denetçi" görevine atanan M.Zeki KURNUÇ, evli ve dört çocuk babasıdır.

Prof. Dr. Nadim MACİT

Prof. Dr. Nadim MACİT, 12.11.1958'de Erzurum/Oltu'da dünyaya geldi. 1978'de Erzurum İmam - Hatip Lisesi'sinden, 1983 -1984'de de Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakülte'sinden mezun oldu. Belli bir süre Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundu. Gerek idari gerekse kültürel alanlarda göstermiş olduğu etkinliklerden dolayı ödüllendirildi

Ertürk YÖNDEM

Ertürk Yöndem

1944 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Pırnakaban köyünde doğdu. Ekonomik nedenlerden dolayı 1953 yılında Ankara'ya göç etti. İlk ve orta eğitimini Ankara'da tamamladı. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü'nü 1969 yılında bitirdi. 1971 yılında TRT'ye kameraman olarak girdi. 1978 yılına kadar kameraman, 1980'e kadar da Haber Dairesi Başkanlığı'nda çeşitli görevlerde bulundu.

1980 yılında halen çalıştığı prodüktör kadrosuna atandı. Bugüne kadar 450'ye yaklaşan haber program yaptı. Yaklaşık 450 programla, ülke gerçeğini, tarafsız, insan haklarına saygılı, hukuktan yana, Atatürk ilkeleri doğrultusunda, milli birlik ve beraberlik anlayışı içinde mesaj vermeye çalıştı.

Bugüne kadar yaptığı çalışmalardan dolayı 100'e yaklaşan ödül aldı. Evli ve iki çocuğu var.

Gazeteciler Zaman’ın geleneksel iftar yemeğinde buluştu