cengiz.aktas73.sitemynet.com
Erzurum

İlimiz Erzurum
Çetin Baydar
Tarih
İz Bırakanlar
Pencere
İş ve Ticaret
Turizm
Önemli Günler
İslâm
Sanat
Meydan
Kültür
Görüşler
Yayınlar
Medya
Duyuru Hattı
E-vatandaş
Haberler
Adresler
Sunum

Sanat



"Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zer-duz palan ursan eşŞek yine eşŞektir."

Ziya Paşa

ÇAY KÜLTÜRÜ

AŞIK REYHANİ

Aşık Reyhani

1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmazdır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Aşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti. Zaman zaman komşu köylere gitme imkanı bulduysa da daha başka yerlere gidemedi. Okula gitmeden okuma ve yazmayı öğrendi. Sonraki yıllarda ise dışarıdan sınavlara girerek diploma aldı.

Küçük yaşlarda köyüne gelen aşıklardan çok etkilendi. Hem aşıklardan dinleyerek hem de eline geçen kitapları okuyarak birçok halk hikayesini öğrendi. Kendi aşıklığı ve şiir yazmaya başlaması 18 yaşından sonradır.

Reyhani, rüyasında gördüğü bir kıza aşık oldu. Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhani, bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburt'lu Hicrani tarafından "Reyhani" mahlası verildi.

Konya Aşıklar Bayramına aralıksız katılan 7 aşıktan biridir. Eski aşıkların dışında, yetiştiği Nihani, Huzuri Baba, Cevlani, Efkari ve Gülistan Çobanoğlu gibi aşıklardan gelenek ve usul öğrendi.

İran'dan Avrupa'ya birçok ülkede türkü söyleyen Aşık Reyhani, katıldığı yarışmalarda da birçoğu birincilik olmak üzere çeşitli ödüller aldı. 1980'li yılların başında Erzurum'da bulunan Doğu Ozanları Derneğinin başkanlığına getirildi.

Bahri Karaçay

Bahri Karaçay Erzurum'da dünyaya geldi. Müziğe ilk adımını onüç yaşında iken 1977 yılında Erzurum Halk Oyunları Halk Türküleri ve Turizm Derneği'nin kurduğu Türkiye'nin ilk Türk Halk Müziği Çocuk Korosunda attı. Beş ay gibi kısa bir süre sonra 12 Mart Erzurum'un kurtuluş şenliklerinde okuduğu "Göç Göç Oldu" adlı uzunhavayla dinleyici ile buluştu. 70'lerin sonlarında bölgesel yayın yapan TRT Erzurum Televizyonunda koro ve solo türküler okumaya başladı.

Ahmet Kaynar

¤ Asıl adı Ahmet Kaynar olan 1899'da Sivas'ın Kangal ilçesinde doğan ayaklarından özürlü bulunduğu için Ruhsati tarafından Noksani adı verilen ozan, Erzurumlu Noksani'den ayrı bir kişi olup, 5 Mayıs 1972 de Kangal'da ölmüştür.

Ahmet Kaynar

Erzurum'lu Noksani

¤ Erzurum'lu Noksani medrese öğrenimi gördükten sonra 30 yaşlarındayken Sadık Dede'nin müridi oldu. Bir bakkal dükkanı açarak geçimini sağlamaya çalıştı. Karısı yüzünden ''İtibarını'' yitirdiği, şeyhinin ona bu nedenle Noksani mahlası verdiği belirtilir. Şiirleri, Alevi-Bektaşi edebiyatı geleneğine bağlıdır. XIX. yüzyılın ilk yarısında 1872 de öldü. Doğum tarihi bilinmiyor.

Erzurum'lu Noksani

Erzurumlu Emrah

¤ Aşık tarzı "on yedinci asırdan Divan Edebiyatıyla Halk Edebiyatı ve Tekke Edebiyatı unsurlarının karışımından hasıl olan muhtelit bir mahsüldür. XIX. asırdan Anadolu'da yetişmiş birçok saz şairi arasında Dertli, Bayburtlu Zihni ve Erzurumlu Emrah en tanınmışlarıdır."
Erzurumlu Emrah XIX. asrın birinci yarısında yaşamıştır. Araştırıcılar, Erzurum'lu olduğu konusunda ortak bir noktada buluşmuşlardır. Kendisi divanındaki bir gazelinin sonunda:

Ne aşıklar çıkuptur Erzurum'dan lik Emrah'ı
Bu esnada hakikat bezminin üstadı ben çıktım.

beytiyle Erzurum'lu olduğunu belirtmiştir.
Erzurum'dan Yavı Nahiyesi'ne giden yol üstünde Tanbura Köyün'de dünyaya gelen Erzurumlu Emrah'ın doğum tarihi hususunda ihtilaf vardır.

¤ Erzurumlu Emrah, Anadolu'nun özlem dolu aşkını, gurbet çilesini, yiğitliğini, neşe ve üzüntüsünü dile getiren ozanlarımız geleneksel kültürümüzde birer değer, birer söz ustası olmuşlardır.
Aralarında bir ses var ki Erzurum'lu Emrah derler, bir daha demezler. Hayatı hakkında
fazla bilgimiz yok. XVIII. yy. sonlarında Erzurum'da doğduğunu, iyi bir öğrenim gördüğünü söylüyor araştırmacılar... O da diğer ozanlar gibi Anadolu'yu karış karış gezer.
Bir ara yolu İstanbul'a düşer Emrah'ın... Devrin padişahı II. Mahmut'un da sevgisini
kazanır, kendisine armağanlar verilir. Bu sıralarda kalem şairliğini dener, bir divan düzenleyerek bu alanda da ustalığını gösterir. şöhretin doruğundayken tekrar Anadolu'ya döner ve Niksar'da 1854 yılında ölür.

Erzurumlu Emrah

Aşık Nihani

Nihani, Erzurum ilinin Şenkaya eski adı Örtülü ilçesinin Bardız (Gaziler) bucağına bağlı Göreşken köyünde 1300 (1885) yılında doğdu. Babası demircilik yapan Recep Usta, annesi Mahbube Hanım'dır. Asıl adı Mustafa olan aşık, Soyadı Kanunu çıkınca "Gedik" soyadını almıştır.

Onüç yaşlarında babasının davarlarını Göreşken köyünün yayla ve meralarında otlatmağa, başladı. Bardız deresinin bir yamacında kurulmuş olan Göreşken köyündeki köylüler hayvancılıkla geçinir, tarlalarında buğday ve arpa yetiştirirlerdi. Yazın kırlar ve dağlar binbir renkli çiçeklerle bezenir, ortalık yeşillikler içinde bir cennet havasına bürünürdü. Köyde sekiz ay kara kışı geçirdikten sonra yazın Göreşken yaylasına çıkarlar, yemyeşil çayırlarda kurdukları yayla evlerinde (damlarda) kalırlar, hayvanlarını otlatır, kuzularını büyütürlerdi. Küçük Mustafa, on sekiz yaşlarına kadar babasının davarlarını otlatmağa devam etti.

Aşık Nihani

Hasan Ali Kasır

(1953-2000)
Hasan Ali Kasır, 11 Temmuz 1953 tarihinde Elazığ, Genç'te doğdu, İlk ve ortaöğrenimini Elazığ`da (1970), Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve tarih Coğrafya Fakültesi`nde tamamladı (1975). Murakıplık, ve çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yapan Kasır, 1986 yılında Yardımcı Prodüktör olarak TRT'ye geçti; Erzurum ve Mersin'de prodüktör olarak çalıştı. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Sabri Divanı üzerine Yüksek Lisansını ve aynı yerdeki bilimsel edebi çalışmalarıyla doktorasını tamamlayan Hasan Ali Kasır şiirlerini Delal (1991) ve Yorgun İkindiler adlı kitaplarında topladı. 31 Ağustos 2000 tarihinde Mersin'de geçirdiği trafik kazasında vefat Hasan Ali Kasır, güldesteler ve halk edebiyatından derlemeleriyle yerli şiir araştırma ve kayıtlarına verdiği emekleriyle de tanınıyordu.

H. ALİ KASIR

YETİM HOCA MUSTAFA ZİHNİ EFENDİ

(1872-1912)
Erzurum'da "iz Bırakanlar" arasında "Yetim" la­kaplı Mustafa Zihni Efendi isimli bir zat vardır ki O'nun adı şehir halkı tarafından hep "Yetim Hoca" olarak bilinmektedir.

Erzurum'un aydını, bilgini okur-yazarı ne yazık ki bu müstesna insanların hayatını kaleme alıp yayınla­mamışlardır. Erzurum'a askerlik görevini ifa için (1943) gelen gazeteci-yazar Cemalettin Server Revnakoğlu Erzurum Müftüsü Solakzade Sadık Efendi, Halk Evi Başkanı Eğitimci Murat Uraz ve öğretmen Sıtkı Dursunoğlu ile dost olduktan sonra, bu gibi bilginleri hayatla­rı üzerinde araştırma ve derleme yapmış ve ara ara ya­yınlamıştır.

Yetim Hoca hakkında kaynak bilgiler aradık, sor­duk soruşturduk pek bir şey bulamadık. Nihayet Yetim Hoca hakkında en güzel bilgileri rahmetli Cemalettin Server Revnakoğlu'nun Tarih Yolunda Erzurum dergisinde yayınladığı ve kendisine nâm-ı müstear isim olarak seçtiği "Erzurumiyatçı" imzalı yazısında bul­duk. C.S. Revnakoğlu nur içinde yatsın. Erzurumlular'ın yapamadığını hep Erzurum'a aşık bir istanbullu yapmıştır.

YETİM HOCA MUSTAFA ZİHNİ EFENDİ

Cemalettin Server Revnakoğlu

"Erzurumiyatçı" imzasıyla yazılar yazdı

Doğum Tarihi : 1909
Ölüm Tarihi : 23 Eylül 1968
iSTANBUL'LUDUR, SERVER EMİN BEY İLE SARAYLI ŞEFİKA HANIMIN OĞLUDUR. GALATASARAY MEZUNUDUR, FRANSIZCE VE ARAPÇAYI İYİ
BİLMEKTEDİR. HİÇ EVLENMEMİŞTİR.
RESMİ MEMURİYETİ : BELEDİYE MEZARLIKLAR MÜTEHASSISIDIR.

¤ Yetim Hoca hakkında kaynak bilgiler aradık, sor­duk soruşturduk pek bir şey bulamadık. Nihayet Yetim Hoca hakkında en güzel bilgileri rahmetli Cemalettin Server Revnakoğlu'nun Tarih Yolunda Erzurum dergisinde yayınladığı ve kendisine nâm-ı müstear isim olarak seçtiği "Erzurumiyatçı" imzalı yazısında bul­duk. C.S. Revnakoğlu nur içinde yatsın. Erzurumlular'ın yapamadığını hep Erzurum'a aşık bir istanbullu yapmıştır.

özel arşiv

Divan Edebiyatı Müzesi'nde birbirinden önemli eserler mevcut. Başta divan şairlerinin divanları ile Mevlevihanede yetişmiş Şeyh Galib, İsmail Ankaravi, Esrar ve Fasih dedelere, şair Leyla Hanım"a ait el yazması eserler bulunuyor. Yine müze bünyesinde bulunan 4 bin kitaptan oluşan İbrahim Müteferrika Kütüphanesi'nde de (Halet Said Kütüphanesi) 260 adet el yazması eser bulunuyor. El yazmalar 13. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasındaki dönemi kapsıyor. 81 taş baskı kitabın da bulunduğu kütüphane, ihtisas özelliğiyle araştırmacılara önemli kaynak niteliğinde. Cemalettin Server Revnakoğlu'nun özel arşivi de Divan Edebiyatı Müzesi'nde bulunuyor. Bu arşivde İstanbul'da özellikle modernleşme sürecindeki kıyımda kaybolan her türlü Osmanlı eseri hakkında detaylı bilgi, belgeleriyle birlikte yer alıyor. 17. yüzyıldan başlayıp 20. yüzyıla kadar uzanan dönemi kapsayan tarihi halı, kilim, seccade türü eserler de sergileniyor. Mevlevihaneden dolayı müzede, tekke eşyaları, her türlü şeyh derviş malzemesi, onlara ait mutfak gereçlerinin yanı sıra divanlar, küçük Kur'an-ı Kerim'ler, virdler, eski tekkelerden kalma takke ve tespihler dikkat çekiyor. Yükte hafif pahada ağır eserlerin bulunduğu Divan Edebiyatı Müzesi yerlilerin yanı sıra yabancıların da ilgisini çekiyor.

Galata Mevlihanesi

Şahkulu Dergâhı'nın son devirlerine ilişkin ve yazılı metin haline gelmiş bütün çalışmalar genellikle, Ehlibeyt dostu, ünlü araştırmacı merhum Cemalettin Server Revnakoğlu'nun Galata Mevlihanesi'ne vakfettiği ve Şahkulu Dergâhı'nın son dönemine ilişkin belgelere havi kodeks'i baz alınarak realize edilmiştir. Oysa bu dosya, dışarıdan bir bakış açısı olmaktan maa'da oldukça eksik ve yanlış bir istifin sonucunda, hem tashihe muhtaç ve aynı zamanda içeriden açınımlara gereksinim duymaktadır.

Ahmet Fidan :

Merhum Revnakoğlu'na ait elimde epey yazı bulunmaktadır. Hem Hürsöz'de hem Tarih Yolunda Erzurum dergisinde çıkan yazılar. Ama hayatı hakkında ayrıntılı bir bilgiye sahip değilim. Ancak, şuanda Erzurum'da İlahiyat Fakültesinde Fransızca Okutmanı Muhittin Saruhan'ın Babası Şevket Saruhan, Revnakoğlu ile iyi odst idiler. Revnakoğlu, sık sık Şevket Amcanın dükkanı auğrar sohbet ederdi. Öyle inanıyorumki Revnakoğlu'nun hayatı, çalışması ve eserleri hakkında Sayın Saruhan'da işinize yarayacak bilgi ve belge bulunmaktadır.

cemalettin server revnakoglu

VADİ ÇİÇEKLİ

1949 yılında Aydın'da doğdu. İlk ve Ortaokulu İstanbul'da okudu. 1965 yılında Polis Kolejine, 1968 yılında da Polis Akademisine girerek Komiser Yardımcısı rütbesi ile mezun oldu.

Sırasıyla 1975 yılında Ankara, 1976 yılında Elazığ, 1979-1989 yılları arasında Bursa, 1989-1993 yılları arası İstanbul Polis Koleji, 1993-1997 yılları arasında ise Yalova Emniyet Müdürlüğü'nde çalıştı. 1998-2000 yılları arasında 1. Sınıf Emniyet Müdürü olarak İstanbul A.P.K. Bölge Başkanlığı'nda, 2000 yılında Erzincan Polis Meslek Yüksek Okulu Müdürü ve 2003 yılında Erzurum Emniyet Müdür Vekili olarak görev yaptı. 2004 yılından bugüne kadar da Çankırı Emniyet Müdürlüğü görevini yürütmektedir.

ÜSTAD NECİP FAZIL VE ERZURUM

Mustafa Çetin Baydar

Üstadın doğumunun yüzüncü seneyi devriyesi çeşitli faaliyetlerle tesid ediliyor.
Bizim nesil Üstadı altmışlı ve yetmişli yıllarda rube ru tanıdı.
Üstat hakkında yapılan kapsamlı neşriyattan öğrendiğimize göre Necip Fazıl 15-16 yaşlarını Erzurum'da, bu şehrin Polis müdürü olan dayısının yanında geçirmiş. Hatta ufak tefek ticari işlerle uğraşıp Sarıkamış-Kars dolaşmış(1920-1921).
Enteresandır bu tarihten iki üç yıl sonra da Ahmet Hamdi Tanpınar Erzurum'da muallimlik yapacak Beş Şehir kitabında yer alacak Erzurum yazıları bu dönemin bir mahsulü olarak sanat ve edebiyat tarihimize mal olacaktır.
Bu yaz Allah selamet versin Erzurum'un matbuat duayeni Mithat Türgutcan ile bir mülakat yapıp konuştuklarımızı ses cihazımla kaydettim. Mithat Bey Necip Fazıl'ın Erzurum Şehir Kulübün'ün bir zaman renkli simalarından biri olduğunu söyleyip onun kumar müptelası üzerine bir de hatıra nakletmişti.
Üstadin hayat hikayesini anlatan kaynaklarda onun Erzurumda ikinci bir misafirliği gözükmüyor.Acaba diyorum Bir ara İş bankası gezici müfettişliği yapan Üstad, Mithat Bey'in anlattığı hatırayı bu vazifesi sırasında mı yaşadı? Bu konuyu açıklığa kavuşturduğum zaman Mithat Beyin anlattığı hatırayı inşaallah neşrederim.
Ancak bu yazıyı kaleme almamın asıl sebebi ve buna dayanarak yazacaklarım başka.
Bizim nesil üstadla rube ru (yüzyüze) 1960 yıllarda tanıştı demiştim.
Lise son sınıfta biraz da çift dikiş yüzünden kaşarlanmış talebelerdik. Yıl 1963'tü. 27 Mayıs darbesiyle gelen zengin siyasi rüzgardan, Üstad da istifadeyi düşünmüş "İman ve Aksiyon" adını verdiği konferans serisine Erzurum'dan başlamıştı. O yıllarda yeni inşa edilmiş Arı sinaması mezkür konferansı dinlemeye gelenleri almamış kaleye çıkan sokak lebaleb insanla dolmuştu.
Konferansı Erzurum Milliyetçiler Derneği tertip etmişti, derneğin başkanı genç Avukat İsmail Hakkı Yıldırım, Üstadı Arı sineması sahnesine çıkarıp takdim ettiğinde alkışlar dakikalarca dinmemiş en sonunda alkışçıları üstad eliyle susturmak zorunda kalmıştı.
Konferens bir buçuk saat kadar sürmüştü. Üstad yüksek hitabet gücünü öylesine göstermişti ki sözünü noktalayınca dinleyiciler mutlu bir ruyadan uyanmışçasına ipnotize bir halde koltuklarından doğrulmak üzereydiler ki, bir genç ayağa kalkıp bir soru için izin istedi. Bu genci hepimiz tanıyorduk CHP Erzurum Gençlik Kolları Başkanı rahmetli Ataol Çamlı'ydı.
"Üstad! dedi "aksiyonun ne demek olduğunu anlatıp aksiyon adamlarını sıraladınız, Atatürk de aksiyon adamı mıydı?"
Bütün salon donmuştu. Çünkü Üstadın bir muhalif olması sebebiyle ona devletin salonları verilmemiş toplantı iptali için çalışılmış, Arı Sineması son çözüm olarak bulunabilmişti"
Üstad ne cevap versindi.Herkes bunu bekliyordu. Ve beklenen üstadca cevap gecikmedi:
"Bir Erzurumlu zekasına bu soruyu yakıştıramadım" sonra da masaya yumruğu vurup kalktı.
Bu olayın ardından üstadı kaldığı otelde ziyaret eden arkadaşlarımıza söylenen söz de o yılların erzurum gençliğinin entelektüel seviyesini göstermesi bakımından kayda değer.
Üstad
"Bu çocuk dün bana geldi, çile'yi almış imzalamamı istedi, şiir üzerine de bir iki söz ettik"

NECİP FAZIL KISAKÜREK

ERBABİ

1804 yılında Erzurum'un Karaz köyünde doğmuştur.Aşıklığı süresince çok yerleri gezen Erbabi, İstanbul'a kadar giderek orada Padişah Abdulmecit'in huzuruna kabul edilmiş,sunduğu şiirlerinden dolayı padişah tarafından ödüllendirilmiştir. Erzurum'da ölen Erbabi,şiirlerini hece ve aruzla yazmıştır.Aruzla yazdığı şiirleri,yazma bir divanda toplanmıştır.

ASIK MUSTAFA RHANI

Aşık Ozan Dursun Çelebi

  Erzurumlu (Bayburtlu) Emrah

İSİM ANLAMLARI

HALK OYUNLARI

BAĞLAMA

TÜRKÜLERDE TURNA

Erzurum Türküleri

Erzurum Resim ve Heykel Müzesi Müdürlüğü

Türk Halk Müziği

MÜZIK BILGILERI

"Baş bar", "İkinci Bar", "Hançer Barı", "Artvin Barı (Ata Barı)", "Köroğlu Barı", "Nare", "Hekkari", "Naz Barı", "Tamzara", "Demirağa/Temürağa", "Koçeri", "Aşşahdan gelirem" , "Deli kız, v.d. gibi oyunlu ezgiler, bölgenin başlıca bar çeşitleri olarak bilinir.

Ata barı

AKSAM GAZETESI

Türkü Sözleri

eflatun_ince_cizgi.gif

havlit

HAVLİT TAŞI

Halk arasinda Huzur taşı olarakta bilinir. Genellikle krem renginde bulunan bu taş kişinin kendisiyle barışık olmasını sağlar.

PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Kişinin kendiyle barışık olmasını sağlar.
Engellerin aşılmasına yardımcı olur.
Farkındalığı artırır. Öfkeyi ve kızgınlığı engeller. Sanatsal duyarlılığı ve ifadeyi kuvvetlendirir.
Huzur ve sakinlik verir. Bencilliği yokeder.
Strese karşı iyi gelir

FİZİKSEL ETKİLERİ

Kalsiyum dengesini sağlar. Dişler ve kemikler üzerinde olumlu etkileri vardir.

Sertlik derecesi: 3,5
Kim. yapısı: Ca2B5SiO9(OH)5
Özgül ağırlıgı: 2,5
Çakra: Kalp, Kök

oltu taşından tespih

Oltu taşından tespih

Anne Guivarc

PD - VERSO

la casa de asterion

artistasalfaix

arceren